Giriş

Cumhuriyet döneminde çocuklara yönelik hazırlanan dinî yayınlar, dönemin eğitsel yaklaşımlarını ve din eğitimi politikalarının yönelimlerini anlamak açısından önemli birer kaynaktır. Bu çerçevede M. Zekâî Konrapa’nın Peygamberimizin Hayatı adlı eseri, Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamber’in hayatına dair kıssaları çocuklara aktararak onların iman, ahlâk ve toplumsal bilinçlerini şekillendirmeyi hedeflemiştir. Eserde ayetlerin pedagojik bağlamda kullanılmasıyla, Hz. Peygamber’in yalnızca kendi toplumu için değil bütün insanlık için rahmet elçisi olduğu; farklı inanç mensuplarına karşı saygılı olunması gerektiği; hakikatin er ya da geç galip geleceği gibi temel ilkeler çocuklara kavratılmaya çalışılmıştır.

Bu incelemenin temel problemi, Peygamberimizin Hayatı adlı eserde Kur’an ayetlerinin nasıl aktarıldığı ve bu aktarımın hangi pedagojik ve dinî öncelikleri yansıttığıdır. Bu problem önemlidir, çünkü dönemin din eğitimi anlayışının metinsel sadakat mi yoksa eğitimsel uyum mu tercih edildiğini, ayrıca çocuklara nasıl bir peygamber tasavvuru sunulduğunu açığa çıkarmaktadır. Araştırmanın amacı, Konrapa’nın eserini ayet kullanımı, dil tercihleri, ahlâkî temaları ve eğitim yöntemleri açısından analiz ederek erken Cumhuriyet dönemi din eğitimi literatürüne ışık tutmaktır.

Elde edilen veriler değerlendirilirken “mesaj muhtevası”nın asıl özelliklerini ortaya koymayı hedefleyen içerik analizi yöntemi[1] tercih edilmiştir. İçerik analizi; kitaplar, dergiler, gazeteler gibi doküman niteliğindeki materyallerin ve sözlü ya da yazılı olabilen tüm diğer metinlerin içeriklerinin incelenmesinden oluşur.[2] Nitel veri çözümlemelerinde anlam örüntülerini ortaya koyma gücü nedeniyle uygun görülen bu yöntemle söz konusu eserdeki ayetlerin terbiye açısından işlevleri çözümlenmiştir. Bu yönüyle araştırma, Cumhuriyet’in erken döneminde çocuklara yönelik yazılmış bir dinî eserin tefsirî malzeme kullanımına dair sistematik bir çözümleme sunması ve terbiyevi uyarlamaların klasik ilmihal geleneği ile modernleşme süreci arasındaki konumunu göstermesi bakımından literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.

Eserin İçeriği ve Analizi

Eserde “Hicretin 7 Yılı Hadiseleri” bağlamında “Hükümdarları İslam'a Davet” başlığı altında yer alan “Biz, seni ancak âlemler için rahmet olarak gönderdik.” (el-Enbiyâ 21/107) ayetiyle[3] ayeti, çocuğa Hz. Peygamber’in (s) sadece kendi toplumu için değil, bütün insanlık için bir merhamet elçisi olduğunu kavratır.

Yine “Ey ehli kitap gelin hem bizce hem sizce aynı müsavilikte makbul olan bir söz üzerinde anlaşalım, gelin Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'tan başka bir kısmımız bir kısmını rab edinmesin.” (Âl-i İmrân 3/64) ayeti[4] öğrenciye Allah’a kullukta eşitlik ve birlik bilinciyle farklı inançtaki insanlara saygılı yaklaşmayı öğretir.

“Peygamberler ve Peygamberimiz” başlığı altında verilen “Evvelce birtakım resûllerin kıssalarını sana haber verdiğimiz gibi haber vermediğimiz daha nice resûller de gönderdik.” (en-Nisâ 4/164) ayeti, çocuğa Allah’ın insanlara yol göstermek için birçok peygamber gönderdiğini ve hepsinin aynı hakikati tebliğ ettiğini fark ettirir. Benzer şekilde “(Muhammed) Allah'ın resulü peygamberlerin ve sonuncusudur.” (el-Ahzâb 33/40) ayeti de[5] öğrenciye Hz. Peygamber’in (s) son elçi olduğunu ve ondan sonra başka peygamber gelmeyeceğini kavratır.

“Hicretin Sekizinci Yılı Hadiseleri” bağlamında “Mekke’nin Fethi (20 Haziran=11 Ocak 630)” başlığı[6] altında hak ile Kur'an’ın ve Allah’a ibadetin batıl ile şeytanın ve putlara tapmanın kastedildiğinin belirtildiği[7]De ki: Hak geldi batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsrâ 17/81) ayeti verilerek çocuğa doğruluğun ve hakikatin sonunda mutlaka üstün geleceği, haksızlık ve kötülüğün ise kalıcı olamayacağı kavratılır. Yine hatip ve şair sahâbî Sâbit b. Kays b. Şemmâs (ö. 12/633) hakkında indiği söylenen[8]Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve sizi milletlere, kabilelere ayırdık; tanışasınız diye (öğünesiniz diye değil). Çünkü: Allah'ın katında en üstününüz, hem ziyade muttaki olanınızdır. Şüphe yok ki Allah, her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (el-Hucurât 49/13) ayeti verilerek[9] çocuğa, insanların farklı millet ve kabilelerden olmasının üstünlük sebebi değil, tanışıp kaynaşmak için olduğunu ve gerçek değerin takvada bulunduğunu öğretir. Yine “Bugün artık size geçmişten sorumluluk yoktur.” (Yûsuf 12/92) şeklinde verilen ayet mealiyle[10] öğrenciye hata yapanları affetmenin ve geçmişi bağışlayarak barışı sağlamanın en güzel yol olduğu öğretilir. Ek olarak kadınlardan “Allah’a ortak koşmamak, hırsızlık etmemek dünyada bulunmamak, çocuklarını öldürmemek, asi olmamak üzere biat alındığına (el-Mümtehine 60/13) dikkat çekilerek[11] kadınların da iman, ahlâk ve toplumsal sorumluluk esaslarında erkeklerle birlikte mükellef oldukları, İslam toplumunun inşasında aktif bir ahlâkî bilinç taşıdıkları mesajı verilmiştir.

“Hicretin Sekizinci Yılı Hadiseleri” bağlamında “Huneyn Gazası ve Evtâs Muharebesi (630)” başlığı altında[12] Mekke ve Tâif arasında yer alan Huneyn’de[13] yaşanan bir duruma ilişkin şu iki ayete yer verilmektedir: “Şüphesiz ki Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Çokluğunuz sizi kibirlendirmişti de hiçbir faydası olmamıştı. Yer, geniş olmakla beraber başınıza dar gelmişti. Sonunda gerisin geri dönüp gitmiştiniz. Sonra Allah, resulü ile müminlere sekinetini indirdi ve sizin görmediğiniz ordularını da gönderdi. Kâfirleri azaplandırdı. Bu da kâfirlerin cezasıdır.” (et-Tevbe 11/25-26).[14] Bu ayetlerle çocuğa çokluğa ve güce güvenmenin faydasız olduğunu, asıl yardımın Allah’tan geldiği ve başarı için tevazu ile O’na dayanmak gerektiği kavratılmış olmaktadır.

“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamında “Tebûk Seferi (630)” başlığı[15] “Resulullah'a muhalefet için geri kalanlar, oturmaları sebebiyle sevindiler. Malları ile canlarıyla Allah yolunda cihat etmek istemediler ve sıcakta savaşa çıkmayız dediler.” ifadesine yer verilip, “De ki: Cehennemin Ateşi daha sıcak! iyi bilselerdi.” (et-Tevbe 9/81) ayetine[16] daha sonra da “Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanları pek acıklı bir azap çarpacaktır.” (et-Tevbe 9/90) ayeti[17] ve “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki size Allah yolunda eli birlik gazaya çıkın, denilince yere mıhlanıp ağırlaştınız! Yoksa ahireti bırakıp da dünya hayatına mı razı oldunuz! Fakat bu dünya hayatının kârı, ahiretin yanında pek az bir şeydir. Eğer (çağırdığınız bu gazaya) Eli birlik çıkmazsanız, (Allah) sizi pek acıklı bir azaba uğratır, yerinize de başka (itaatli) bir kavmi getirir. Siz onu (Peygamberi) hiçbir şeyle zarara uğratamazsınız. Allah her şeye hakkı ile güç yetiricidir.” (et-Tevbe 9/38-39) ayetlerine[18] yer verilerek çocuğa zorluklardan kaçmanın yanlış olduğu, bahanelerle görevden uzak durmamak gerektiği ve dünya sevgisi yerine Allah’ın çağrısına gönüllü şekilde uymanın önem taşıdığı net bir biçimde anlatılmış olmaktadır.

Yine yukarıdaki bağlam ve başlık altında münafıkların mescidine girmeyi men etme bağlamında kitapta şu ayetlere yer verilmiştir: “Bir de (Kubâ mescidini ve mü’minleri) zarara uğratmak (içlerinden) küfrü (gizlemek veya kuvvetlendirmek), mü’minler arasına tefrika salmak, evvelce Allah ve Resulü ile savaşanı (Ebu Âmir-i Fâsık’ı bekleyip) gözlemek için (bir bina yapıp onu) mescid edinenler ve biz iyilikten başka bir şey istemedik, diye yemin edenler (münafıklar) var. Allah şahitlik eder ki onlar şeksiz, şüphesiz yalancıdırlar. Onun içerisinde asla (namaza) durma! Tâ ilk gününde takva üzerine kurulan Mescid, içinde yekinip durmana (namaz kılmana) elbet daha lâyıktır. Orada tertemiz olmalarına arzu etmekte olan erler vardır. Allah da arınanları sever.” (et-Tevbe 9/107-108)[19] Münafıkların ayrılık ve nifak mescidi olarak Mescid-i Kubâ yakınında inşa ettikleri mescitten söz eden bu ayetlerle[20] çocuğa, dini samimiyetle yaşamak gerektiği, çıkar için kullananların yalancı olduğu ve Allah’ın ancak temiz kalpli olanları sevdiği öğretilmiş olur. Ek olarak inkârcı olmayıp mazeretsiz savaşa katılmayan Müslümanlar hakkında da şu ayet grubuna yer verilmiştir: “Şüphe yok ki, Allah, peygamberini (muharebeden geri kalanlara izin verildiğinden dolayı affettiği gibi) içlerinden bir takımın kalbleri hemen hemen eğrilmek üzereyken güçlük anında (Tebûk Gazâsında) ona tâbi olan muhacirlerle ensârı da tövbeye muvaffak kıldı. Ve sonra, onların (bu) tövbelerini kabul eyledi. Çünkü o, Rahîm olan Raûftur. (Çok esirgeyip çok bağışlayandır. (Savaştan) geri bırakılan üç kişinin (tövbelerini de kabul etti. Çünkü) yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı. Nihayet Allah'tan yine Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anladılar, sonra, (Allah) onları da eski hallerine dönsünler diye tövbeye muvaffak etti. Muhakkak Allah (ancak) o tövbeleri en çok kabul edip merhamet eyleyicidir.” (et-Tevbe 9/117-118).[21] Bu ayet grubuyla da çocuğa, hata yapılsa bile pişmanlıkla tövbe eden samimi müminlerin Allah’ın rahmetiyle affedildiği kavratılır.

“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamı ve Taiflilerin Müslümanlığı başlığı altında[22] ve haccın farz oluşunu inkâr yanlışına[23] dikkat çeken, “Ona yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyt'i (Kâ`be'yi) Hac (ve ziyaret) etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim, (Allah'ı, Haccın farz olduğunu) inkâr ederek kâfir olursa, şüphesiz ki Allah, âlemlerden ganîdir (müstağni).” (Âl-i İmrân 3/97) ve haccın ve umrenin tamamlanmasına dair de “Haccı da umreyi de Allah (rızası) için tamamlayın!” (el-Bakara 2/196) ayetlerine yer verilerek[24] çocuğa, imkânı olan her Müslüman için hac ibadetinin Allah’ın bir emri olduğu ve hac ile umrenin yalnızca Allah rızası için eksiksiz yerine getirilmesi gerektiği öğretilmiş olmaktadır.

“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamı “Ebû-Bekr’in Hacc Emirliği” başlığı altında[25] haram ayların helal aylara helal ayların da haram aylara denk gelmesine neden olan nesî uygulamasına[26] dair “(Haram ayı) geciktirmek (nesî') ancak kâfirlikte bir artış (sebebi)dir. Onunla kâfirler şaşırtılır. Onlar bunu bir yıl halâl, bir yıl haram sayıyorlar ki, Allah'ın haram kıldığına sayıca uysunlar da (varsın) Allah'ın haram ettiğini halâl kılmış olsunlar. Bu suretle de onların annelerin amellerinin kötülüğü kendilerine güzel gösterildi. Allah (o) kâfirler gürûhunu hidayete erdirmez (Onları doğru yola iletmez.)” ayeti (et-Tevbe 9/37) verilerek[27] öğrenciye Allah’ın koyduğu sınırların değiştirilemeyeceği, dini kendi çıkarına göre eğip bükmenin yanlış olduğu ve hakikatin ancak Allah’ın gösterdiği yolda olduğu belletilmektedir. Yine Hac emiri olarak Medine’den Mekke’ye yanında da kurban etmek üzere beş devesiyle giden Hz. Ebû Bekir’in (632-634) hareket etmesinden sonra Tevbe sûresi 1.-36. ayetlerin (mealleri verilmeksizin numaraları belirtilerek) indirildiği ifade edilmektedir.[28] Ek olarak Hz. Ali’nin Cemre-i Akabe’de bir hutbe verdiği belirtilerek hutbede okuduğu ayetlerden Tevbe 9/1-4 ayetleri ile 28. ayetin meali verilmektedir.[29] Vurgu yapılan ayetlerle öğrenciye; Allah’ın müşriklerle yapılan antlaşmalar konusunda kesin hüküm koyduğu, artık onların Kâbe’deki hâkimiyetinin sona erdiği, Müslümanların ibadetlerinin yalnızca Allah için yapılması gerektiği ve hac ibadetinin şirkten arındırıldığı net biçimde anlatılmış olmaktadır.

“Hicretin Onuncu Yıl Hadiseleri” bağlamı ve “Arabistan’da Müslümanlığın Yayılışı” başlığı altında hicri dokuzuncu yıl gibi onuncu yıl da İslam’ın yayıldığından söz edilmekte ve bu başarının Allah’ın yardımının eseri olduğuna dikkat çekilerek, Mekke’nin fethi sonrası inen[30]Allah'ın yardım ve fetih geldiğinde (Mekke fetholunduğunda) ve Sen de insanların fevc fevc (kabile-kabile) Allah'ın dinine girer olduklarını gördüğünde hemen Rabbini hamd ile tesbih (ve tenzih) et ve onun mağfiretini iste! Şüphesiz ki O, tevbeleri çok çok kabul edendir.” Nasr sûresine yer verilmiştir.[31] İbn Abbas’a göre inen bu son sureyle[32] çocuğa İslam’ın yayılışındaki başarının Allah’ın yardımıyla gerçekleştiği, insanın gururlanmadan rabbini övmesi, şükretmesi ve daima bağışlanma dilemesi gerektiği net bir biçimde anlatılmış olmaktadır.

Aynı bağlamda ve “Hazret-i Peygamberin Veda Haccı” başlığı[33] altında Arafat’ta deve üstünde hutbe veren Hz. Muhammed uzunca bir duada bulunduğu sırada şu ayetlerin indiği belirtilmektedir: “Kâfirlikte direnenler (ortadan kaldıramayacakları için) bugün dininizden umut kestiler. Artık onlardan korkmayın; Ben’den korkun! Bugün, sizin dininizi kemale erdirdim: Üzerinizdeki ni`metimi tamamladım. Ve size din olarak müslümanlığı seçtim.” (el-Mâide 5/3).[34] Bu ayetin ahkam ayetlerinin sonuncusu olduğunun belirtildiği eserde[35] en son ayetin de Bakara sûresi 2/281 olduğu ifade edilmektedir: “Allah'ın huzuruna varacağınız bir günden (o günün heybetinden) Allah'a sığınınız![36] Bu ayetlerle çocuğa, İslam’ın Allah tarafından tamamlanıp kemale erdirildiği, Müslümanlığın en büyük nimet olduğu ve herkesin sonunda Allah’ın huzuruna çıkacağı için O’na karşı sorumluluk bilinciyle yaşaması gerektiği net biçimde anlatılmış olmaktadır.

“Medine Devri: Hicretin 11. Yılı olayları (632)” bağlamı ve “Peygamberimizin Hastalanması ve İrtihali” başlığı altında[37] Hz. Peygamber’in (s) vefatının ardından Hz. Ebû Bekir’in, Hz. Muhammed’in (s) Allah’ın mesajlarını tebliğ etmek ve emirlerini uygulamakla görevli resullerden biri olduğuna vurgu yapan[38] şu ayeti okuduğu belirtilmektedir: “Muhammed, ancak bir Resuldur. Ondan önce nice Resuller geldi, geçti. Eğer o (Muhammed) ölür veya öldürülürse, siz geriye mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah, şükredenlere mükâfat verir.” (Âl-i İmrân 3/144).[39] Resulullah’ın (s) söylediği diğer ayetin de şu olduğu ifade edilmektedir: “(Ya Muhammed!) Muhakkak Sen de öleceksin, onlar da (müşrikler de) ölecek!” (ez-Zümer 39/30).[40] Bu ayetlerle çocuğa, Peygamberimizin de diğer peygamberler gibi ölümlü olduğunu, iman ve kulluk görevinde asıl bağlılığın Allah’a olması gerektiğini ve ölümün herkes için kaçınılmaz bir gerçek olduğunu öğretir.

Değerlendirme

M. Zekâî Konrapa’nın Peygamberimizin Hayatı adlı eseri, Cumhuriyet döneminde çocuklara yönelik din eğitiminin pedagojik yönelimlerini anlamada önemli bir örnek sunmaktadır. Çalışmada yapılan inceleme, eserde Kur’an ayetlerinin doğrudan literal aktarımından ziyade eğitsel fonksiyonlara öncelik verilerek kullanıldığını ortaya koymuştur. Bu tercihin, dönemin çocuklara yönelik dinî yayınlarının yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp değer eğitimi ve toplumsal uyum inşasına katkıda bulunmayı amaçladığını göstermesi bakımından çarpıcıdır.

Eserin çocuklara sunduğu peygamber tasavvuru, Hz. Muhammed’in yalnızca kendi toplumu için değil, tüm insanlık için rahmet elçisi olduğu, farklı inanç mensuplarına saygı gösterilmesi gerektiği ve hakikatin er ya da geç galip geleceği ilkeleri etrafında şekillenmiştir. Bu yönüyle kitap, klasik ilmihal üslubundan ayrılarak modern terbiyevi hedeflere uygun bir yapı ortaya koymakta; Kur’an ayetlerini ahlâkî ve terbiyevi bağlamda işlevselleştirmektedir.

Bununla birlikte eserde bazı ayetlerin serbest çeviriyle veya kısmi alıntılarla verilmesi, metinsel sadakat açısından sınırlılıklar taşımaktadır. Bu durum, eğitimsel kaygıların öne çıkması nedeniyle dönemin çocuklara yönelik ayet çevirilerinin nasıl dönüştürüldüğüne işaret etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, erken Cumhuriyet döneminde din eğitiminin hem içerik hem yöntem bakımından klasik gelenek ile modernleşme süreci arasında nasıl bir köprü kurduğunu göstermesi açısından literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır. İlerleyen araştırmalarda benzer nitelikteki eserlerin karşılaştırmalı analizi, dönemin din eğitimi anlayışının daha kapsamlı biçimde haritalandırılmasına imkân verecektir.



[1] Kimberly A. Neuendorf, The Content Analysis Guide Book (California: Sage Publications, 2002), 52.

[2] C.R. Kothari, Research Methodology: Methods and Techniques (New Delhi: New Age International Publishers, 2004), 110.

[3] M. Zekâî Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı) (İstanbul: MEB Yayınları, 1964), 2.

[4] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 5.

[5] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 17.

[6] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 26.

[7] Muhammed b. Abdilcebbar es-Sem‘ânî, Tefsîrü’l-Ḳurʾân, thk. Yâsir b. İbrâhim - Ebû Bilâl Ganîm b. Abbas (Riyad: Daru’l-Vatan, 1418/1997), 3/271.

[8] Ali b. Muhammed el-Hâzin, Lübâbü’t-teʾvîl fî meʿâni’t-tenzîl, thk. Muhammed Ali Şahin (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye, 1415), 4/183.

[9] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 33.

[10] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 33.

[11] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 34.

[12] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 35.

[13] Sem‘ânî, Tefsîrü’l-Ḳurʾân, 2/298.

[14] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 38.

[15] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 51.

[16] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 52.

[17] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 52-53.

[18] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 53.

[19] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 55.

[20] Ebü’l-Hasen el-Mâverdî, en-Nüket ve’l-ʿuyûn, thk. Abdülmaksûd b. Abdurrahîm (Beyrut: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.), 2/401.

[21] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 56-57.

[22] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 60.

[23] Ya‘kūb b. Muhammed el-Fîrûzâbâdî, Tenvîrü’l-miḳbâs (miḳyâs) min Tefsîri İbn ʿAbbâs (Lübnan: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.), 52.

[24] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 63.

[25] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 64.

[26] Câhiliye döneminde kamerî takvimin şemsî takvime uyarlanması suretiyle takvime yapılan müdahale anlamındaki terim için bk. Mustafa Fayda, “Nesî”, TDV İslâm Ansiklopedisi (Erişim 12 Kasım 2025).

[27] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 65.

[28] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 65.

[29] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 66-67.

[30] Muhammed el-Emîn eş-Şinkītî, Eḍvâʾü’l-beyân fî îżâḥi’l-Ḳurʾân bi’l-Ḳurʾân (Beyrut: Dâru’l-Fikr Li’t-Tabâa ve’n-Neşr ve’t-Tevzi`, 1415/1995), 9/137.

[31] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 72.

[32] Muhammed b. Ömer Nevevi, Merâḥu Lebîd li-keşfi maʿne’l-Ḳurʾâni’l-mecîd (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1417/1997), 2/673.

[33] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 73.

[34] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 75.

[35] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 75-76.

[36] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 76.

[37] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 82.

[38] Abdurrahman b. Nâsır b. Abdullah es-Sa`di, Teysîru’l-kerîmi’r-Rahmân fî tefsîri kelâmi’l-Mennân, thk. Abdurrahman b. Muallâ el-Lüveyhik (Beyrut: Müessesetü’r-Risale, 1420/2000), 150.

[39] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 89-90.

[40] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip Okulları Ders Kitabı), 90.