Çocuklara Yönelik Peygamber Anlatılarında Kur’an’ın Rolü
Giriş
Cumhuriyet döneminde çocuklara yönelik hazırlanan dinî yayınlar, dönemin
eğitsel yaklaşımlarını ve din eğitimi politikalarının yönelimlerini anlamak
açısından önemli birer kaynaktır. Bu çerçevede M. Zekâî Konrapa’nın Peygamberimizin
Hayatı adlı eseri, Kur’an ayetleri ve Hz. Peygamber’in hayatına dair
kıssaları çocuklara aktararak onların iman, ahlâk ve toplumsal bilinçlerini
şekillendirmeyi hedeflemiştir. Eserde ayetlerin pedagojik bağlamda
kullanılmasıyla, Hz. Peygamber’in yalnızca kendi toplumu için değil bütün
insanlık için rahmet elçisi olduğu; farklı inanç mensuplarına karşı saygılı
olunması gerektiği; hakikatin er ya da geç galip geleceği gibi temel ilkeler
çocuklara kavratılmaya çalışılmıştır.
Bu incelemenin temel problemi, Peygamberimizin Hayatı adlı eserde
Kur’an ayetlerinin nasıl aktarıldığı ve bu aktarımın hangi pedagojik ve dinî
öncelikleri yansıttığıdır. Bu problem önemlidir, çünkü dönemin din eğitimi
anlayışının metinsel sadakat mi yoksa eğitimsel uyum mu tercih edildiğini,
ayrıca çocuklara nasıl bir peygamber tasavvuru sunulduğunu açığa çıkarmaktadır.
Araştırmanın amacı, Konrapa’nın eserini ayet kullanımı, dil tercihleri, ahlâkî
temaları ve eğitim yöntemleri açısından analiz ederek erken Cumhuriyet dönemi
din eğitimi literatürüne ışık tutmaktır.
Elde edilen
veriler değerlendirilirken “mesaj muhtevası”nın asıl özelliklerini ortaya
koymayı hedefleyen içerik analizi yöntemi[1] tercih edilmiştir. İçerik analizi; kitaplar, dergiler, gazeteler gibi
doküman niteliğindeki materyallerin ve sözlü ya da yazılı olabilen tüm diğer
metinlerin içeriklerinin incelenmesinden oluşur.[2] Nitel veri çözümlemelerinde anlam örüntülerini ortaya koyma gücü nedeniyle
uygun görülen bu yöntemle söz konusu eserdeki ayetlerin terbiye açısından
işlevleri çözümlenmiştir. Bu yönüyle araştırma, Cumhuriyet’in erken döneminde
çocuklara yönelik yazılmış bir dinî eserin tefsirî malzeme kullanımına dair
sistematik bir çözümleme sunması ve terbiyevi uyarlamaların klasik ilmihal
geleneği ile modernleşme süreci arasındaki konumunu göstermesi bakımından
literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.
Eserin
İçeriği ve Analizi
Eserde “Hicretin 7 Yılı Hadiseleri” bağlamında “Hükümdarları İslam'a Davet”
başlığı altında yer alan “Biz, seni ancak âlemler için rahmet olarak
gönderdik.” (el-Enbiyâ 21/107) ayetiyle[3]
ayeti, çocuğa Hz. Peygamber’in (s) sadece kendi toplumu için değil, bütün
insanlık için bir merhamet elçisi olduğunu kavratır.
Yine “Ey ehli kitap gelin hem bizce hem sizce aynı müsavilikte makbul
olan bir söz üzerinde anlaşalım, gelin Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim.
O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'tan başka bir kısmımız bir kısmını rab
edinmesin.” (Âl-i İmrân 3/64) ayeti[4]
öğrenciye Allah’a kullukta eşitlik ve birlik bilinciyle farklı inançtaki
insanlara saygılı yaklaşmayı öğretir.
“Peygamberler ve Peygamberimiz” başlığı altında verilen “Evvelce
birtakım resûllerin kıssalarını sana haber verdiğimiz gibi haber vermediğimiz
daha nice resûller de gönderdik.” (en-Nisâ 4/164) ayeti, çocuğa Allah’ın
insanlara yol göstermek için birçok peygamber gönderdiğini ve hepsinin aynı
hakikati tebliğ ettiğini fark ettirir. Benzer şekilde “(Muhammed) Allah'ın
resulü peygamberlerin ve sonuncusudur.” (el-Ahzâb 33/40) ayeti de[5]
öğrenciye Hz. Peygamber’in (s) son elçi olduğunu ve ondan sonra başka peygamber
gelmeyeceğini kavratır.
“Hicretin Sekizinci Yılı Hadiseleri” bağlamında “Mekke’nin Fethi (20
Haziran=11 Ocak 630)” başlığı[6]
altında hak ile Kur'an’ın ve Allah’a ibadetin batıl ile şeytanın ve putlara
tapmanın kastedildiğinin belirtildiği[7]
“De ki: Hak geldi batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsrâ
17/81) ayeti verilerek çocuğa doğruluğun ve hakikatin sonunda mutlaka üstün
geleceği, haksızlık ve kötülüğün ise kalıcı olamayacağı kavratılır. Yine hatip
ve şair sahâbî Sâbit b. Kays b. Şemmâs (ö. 12/633) hakkında indiği söylenen[8]
“Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık ve sizi milletlere,
kabilelere ayırdık; tanışasınız diye (öğünesiniz diye değil). Çünkü: Allah'ın
katında en üstününüz, hem ziyade muttaki olanınızdır. Şüphe yok ki Allah, her
şeyi bilir, her şeyden haberdardır.” (el-Hucurât 49/13) ayeti verilerek[9]
çocuğa, insanların farklı millet ve kabilelerden olmasının üstünlük sebebi
değil, tanışıp kaynaşmak için olduğunu ve gerçek değerin takvada bulunduğunu
öğretir. Yine “Bugün artık size geçmişten sorumluluk yoktur.” (Yûsuf
12/92) şeklinde verilen ayet mealiyle[10]
öğrenciye hata yapanları affetmenin ve geçmişi bağışlayarak barışı sağlamanın
en güzel yol olduğu öğretilir. Ek olarak kadınlardan “Allah’a ortak koşmamak, hırsızlık
etmemek dünyada bulunmamak, çocuklarını öldürmemek, asi olmamak üzere biat alındığına
(el-Mümtehine 60/13) dikkat çekilerek[11]
kadınların da iman, ahlâk ve toplumsal sorumluluk esaslarında erkeklerle
birlikte mükellef oldukları, İslam toplumunun inşasında aktif bir ahlâkî bilinç
taşıdıkları mesajı verilmiştir.
“Hicretin Sekizinci Yılı Hadiseleri” bağlamında “Huneyn Gazası ve Evtâs
Muharebesi (630)” başlığı altında[12]
Mekke ve Tâif arasında yer alan Huneyn’de[13]
yaşanan bir duruma ilişkin şu iki ayete yer verilmektedir: “Şüphesiz ki
Allah birçok yerlerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Çokluğunuz sizi
kibirlendirmişti de hiçbir faydası olmamıştı. Yer, geniş olmakla beraber
başınıza dar gelmişti. Sonunda gerisin geri dönüp gitmiştiniz. Sonra Allah,
resulü ile müminlere sekinetini indirdi ve sizin görmediğiniz ordularını da
gönderdi. Kâfirleri azaplandırdı. Bu da kâfirlerin cezasıdır.” (et-Tevbe
11/25-26).[14]
Bu ayetlerle çocuğa çokluğa ve güce güvenmenin faydasız olduğunu, asıl yardımın
Allah’tan geldiği ve başarı için tevazu ile O’na dayanmak gerektiği kavratılmış
olmaktadır.
“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamında “Tebûk Seferi (630)” başlığı[15]
“Resulullah'a muhalefet için geri kalanlar, oturmaları sebebiyle sevindiler.
Malları ile canlarıyla Allah yolunda cihat etmek istemediler ve sıcakta savaşa
çıkmayız dediler.” ifadesine yer verilip, “De ki: Cehennemin Ateşi daha
sıcak! iyi bilselerdi.” (et-Tevbe 9/81) ayetine[16]
daha sonra da “Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin
diye geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar.
Onlardan kâfir olanları pek acıklı bir azap çarpacaktır.” (et-Tevbe 9/90)
ayeti[17]
ve “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki size Allah yolunda eli birlik gazaya
çıkın, denilince yere mıhlanıp ağırlaştınız! Yoksa ahireti bırakıp da dünya
hayatına mı razı oldunuz! Fakat bu dünya hayatının kârı, ahiretin yanında pek
az bir şeydir. Eğer (çağırdığınız bu gazaya) Eli birlik çıkmazsanız, (Allah)
sizi pek acıklı bir azaba uğratır, yerinize de başka (itaatli) bir kavmi
getirir. Siz onu (Peygamberi) hiçbir şeyle zarara uğratamazsınız. Allah her
şeye hakkı ile güç yetiricidir.” (et-Tevbe 9/38-39) ayetlerine[18]
yer verilerek çocuğa zorluklardan kaçmanın yanlış olduğu, bahanelerle görevden
uzak durmamak gerektiği ve dünya sevgisi yerine Allah’ın çağrısına gönüllü
şekilde uymanın önem taşıdığı net bir biçimde anlatılmış olmaktadır.
Yine yukarıdaki bağlam ve başlık altında münafıkların mescidine girmeyi men
etme bağlamında kitapta şu ayetlere yer verilmiştir: “Bir de (Kubâ mescidini
ve mü’minleri) zarara uğratmak (içlerinden) küfrü (gizlemek veya
kuvvetlendirmek), mü’minler arasına tefrika salmak, evvelce Allah ve Resulü ile
savaşanı (Ebu Âmir-i Fâsık’ı bekleyip) gözlemek için (bir bina yapıp onu)
mescid edinenler ve biz iyilikten başka bir şey istemedik, diye yemin edenler
(münafıklar) var. Allah şahitlik eder ki onlar şeksiz, şüphesiz yalancıdırlar. Onun
içerisinde asla (namaza) durma! Tâ ilk gününde takva üzerine kurulan Mescid,
içinde yekinip durmana (namaz kılmana) elbet daha lâyıktır. Orada tertemiz
olmalarına arzu etmekte olan erler vardır. Allah da arınanları sever.”
(et-Tevbe 9/107-108)[19]
Münafıkların ayrılık ve nifak mescidi olarak Mescid-i Kubâ yakınında inşa
ettikleri mescitten söz eden bu ayetlerle[20]
çocuğa, dini samimiyetle yaşamak gerektiği, çıkar için kullananların yalancı
olduğu ve Allah’ın ancak temiz kalpli olanları sevdiği öğretilmiş olur. Ek
olarak inkârcı olmayıp mazeretsiz savaşa katılmayan Müslümanlar hakkında da şu
ayet grubuna yer verilmiştir: “Şüphe yok ki, Allah, peygamberini
(muharebeden geri kalanlara izin verildiğinden dolayı affettiği gibi) içlerinden
bir takımın kalbleri hemen hemen eğrilmek üzereyken güçlük anında (Tebûk
Gazâsında) ona tâbi olan muhacirlerle ensârı da tövbeye muvaffak kıldı. Ve
sonra, onların (bu) tövbelerini kabul eyledi. Çünkü o, Rahîm olan Raûftur. (Çok
esirgeyip çok bağışlayandır. (Savaştan) geri bırakılan üç kişinin (tövbelerini
de kabul etti. Çünkü) yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi,
vicdanları da kendilerini sıktıkça sıktı. Nihayet Allah'tan yine Allah'a
sığınmaktan başka çare olmadığını anladılar, sonra, (Allah) onları da eski hallerine
dönsünler diye tövbeye muvaffak etti. Muhakkak Allah (ancak) o tövbeleri en çok
kabul edip merhamet eyleyicidir.” (et-Tevbe 9/117-118).[21]
Bu ayet grubuyla da çocuğa, hata yapılsa bile pişmanlıkla tövbe eden samimi
müminlerin Allah’ın rahmetiyle affedildiği kavratılır.
“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamı ve Taiflilerin Müslümanlığı
başlığı altında[22]
ve haccın farz oluşunu inkâr yanlışına[23]
dikkat çeken, “Ona yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyt'i (Kâ`be'yi)
Hac (ve ziyaret) etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim, (Allah'ı,
Haccın farz olduğunu) inkâr ederek kâfir olursa, şüphesiz ki Allah, âlemlerden
ganîdir (müstağni).” (Âl-i İmrân 3/97) ve haccın ve umrenin tamamlanmasına
dair de “Haccı da umreyi de Allah (rızası) için tamamlayın!” (el-Bakara
2/196) ayetlerine yer verilerek[24]
çocuğa, imkânı olan her Müslüman için hac ibadetinin Allah’ın bir emri olduğu
ve hac ile umrenin yalnızca Allah rızası için eksiksiz yerine getirilmesi
gerektiği öğretilmiş olmaktadır.
“Hicretin Dokuzuncu Yılı Vakaları” bağlamı “Ebû-Bekr’in Hacc Emirliği”
başlığı altında[25]
haram ayların helal aylara helal ayların da haram aylara denk gelmesine neden
olan nesî uygulamasına[26] dair
“(Haram ayı) geciktirmek (nesî') ancak kâfirlikte bir artış (sebebi)dir.
Onunla kâfirler şaşırtılır. Onlar bunu bir yıl halâl, bir yıl haram sayıyorlar
ki, Allah'ın haram kıldığına sayıca uysunlar da (varsın) Allah'ın haram
ettiğini halâl kılmış olsunlar. Bu suretle de onların annelerin amellerinin
kötülüğü kendilerine güzel gösterildi. Allah (o) kâfirler gürûhunu hidayete
erdirmez (Onları doğru yola iletmez.)” ayeti (et-Tevbe 9/37) verilerek[27]
öğrenciye Allah’ın koyduğu sınırların değiştirilemeyeceği, dini kendi çıkarına
göre eğip bükmenin yanlış olduğu ve hakikatin ancak Allah’ın gösterdiği yolda
olduğu belletilmektedir. Yine Hac emiri olarak Medine’den Mekke’ye yanında da
kurban etmek üzere beş devesiyle giden Hz. Ebû Bekir’in (632-634) hareket
etmesinden sonra Tevbe sûresi 1.-36. ayetlerin (mealleri verilmeksizin
numaraları belirtilerek) indirildiği ifade edilmektedir.[28]
Ek olarak Hz. Ali’nin Cemre-i Akabe’de bir hutbe verdiği belirtilerek hutbede
okuduğu ayetlerden Tevbe 9/1-4 ayetleri ile 28. ayetin meali verilmektedir.[29]
Vurgu yapılan ayetlerle öğrenciye; Allah’ın müşriklerle yapılan antlaşmalar
konusunda kesin hüküm koyduğu, artık onların Kâbe’deki hâkimiyetinin sona
erdiği, Müslümanların ibadetlerinin yalnızca Allah için yapılması gerektiği ve
hac ibadetinin şirkten arındırıldığı net biçimde anlatılmış olmaktadır.
“Hicretin Onuncu Yıl Hadiseleri” bağlamı ve “Arabistan’da Müslümanlığın
Yayılışı” başlığı altında hicri dokuzuncu yıl gibi onuncu yıl da İslam’ın
yayıldığından söz edilmekte ve bu başarının Allah’ın yardımının eseri olduğuna
dikkat çekilerek, Mekke’nin fethi sonrası inen[30]
“Allah'ın yardım ve fetih geldiğinde (Mekke fetholunduğunda) ve Sen de
insanların fevc fevc (kabile-kabile) Allah'ın dinine girer olduklarını
gördüğünde hemen Rabbini hamd ile tesbih (ve tenzih) et ve onun mağfiretini
iste! Şüphesiz ki O, tevbeleri çok çok kabul edendir.” Nasr sûresine yer
verilmiştir.[31]
İbn Abbas’a göre inen bu son sureyle[32]
çocuğa İslam’ın yayılışındaki başarının Allah’ın yardımıyla gerçekleştiği,
insanın gururlanmadan rabbini övmesi, şükretmesi ve daima bağışlanma dilemesi
gerektiği net bir biçimde anlatılmış olmaktadır.
Aynı bağlamda ve “Hazret-i Peygamberin Veda Haccı” başlığı[33]
altında Arafat’ta deve üstünde hutbe veren Hz. Muhammed uzunca bir duada
bulunduğu sırada şu ayetlerin indiği belirtilmektedir: “Kâfirlikte
direnenler (ortadan kaldıramayacakları için) bugün dininizden umut kestiler.
Artık onlardan korkmayın; Ben’den korkun! Bugün, sizin dininizi kemale
erdirdim: Üzerinizdeki ni`metimi tamamladım. Ve size din olarak müslümanlığı
seçtim.” (el-Mâide 5/3).[34]
Bu ayetin ahkam ayetlerinin sonuncusu olduğunun belirtildiği eserde[35]
en son ayetin de Bakara sûresi 2/281 olduğu ifade edilmektedir: “Allah'ın
huzuruna varacağınız bir günden (o günün heybetinden) Allah'a sığınınız!”[36]
Bu ayetlerle çocuğa, İslam’ın Allah tarafından tamamlanıp kemale erdirildiği,
Müslümanlığın en büyük nimet olduğu ve herkesin sonunda Allah’ın huzuruna
çıkacağı için O’na karşı sorumluluk bilinciyle yaşaması gerektiği net biçimde
anlatılmış olmaktadır.
“Medine Devri: Hicretin 11. Yılı olayları (632)” bağlamı ve
“Peygamberimizin Hastalanması ve İrtihali” başlığı altında[37]
Hz. Peygamber’in (s) vefatının ardından Hz. Ebû Bekir’in, Hz. Muhammed’in (s)
Allah’ın mesajlarını tebliğ etmek ve emirlerini uygulamakla görevli resullerden
biri olduğuna vurgu yapan[38]
şu ayeti okuduğu belirtilmektedir: “Muhammed, ancak bir Resuldur. Ondan önce
nice Resuller geldi, geçti. Eğer o (Muhammed) ölür veya öldürülürse, siz geriye
mi döneceksiniz? Her kim geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar vermez. Allah,
şükredenlere mükâfat verir.” (Âl-i İmrân 3/144).[39]
Resulullah’ın (s) söylediği diğer ayetin de şu olduğu ifade edilmektedir: “(Ya
Muhammed!) Muhakkak Sen de öleceksin, onlar da (müşrikler de) ölecek!”
(ez-Zümer 39/30).[40]
Bu ayetlerle çocuğa, Peygamberimizin de diğer peygamberler gibi ölümlü
olduğunu, iman ve kulluk görevinde asıl bağlılığın Allah’a olması gerektiğini
ve ölümün herkes için kaçınılmaz bir gerçek olduğunu öğretir.
Değerlendirme
M. Zekâî Konrapa’nın Peygamberimizin Hayatı adlı eseri, Cumhuriyet
döneminde çocuklara yönelik din eğitiminin pedagojik yönelimlerini anlamada
önemli bir örnek sunmaktadır. Çalışmada yapılan inceleme, eserde Kur’an
ayetlerinin doğrudan literal aktarımından ziyade eğitsel fonksiyonlara öncelik
verilerek kullanıldığını ortaya koymuştur. Bu tercihin, dönemin çocuklara
yönelik dinî yayınlarının yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp değer eğitimi ve
toplumsal uyum inşasına katkıda bulunmayı amaçladığını göstermesi bakımından
çarpıcıdır.
Eserin çocuklara sunduğu peygamber tasavvuru, Hz. Muhammed’in yalnızca
kendi toplumu için değil, tüm insanlık için rahmet elçisi olduğu, farklı inanç
mensuplarına saygı gösterilmesi gerektiği ve hakikatin er ya da geç galip
geleceği ilkeleri etrafında şekillenmiştir. Bu yönüyle kitap, klasik ilmihal
üslubundan ayrılarak modern terbiyevi hedeflere uygun bir yapı ortaya koymakta;
Kur’an ayetlerini ahlâkî ve terbiyevi bağlamda işlevselleştirmektedir.
Bununla birlikte eserde bazı ayetlerin serbest çeviriyle veya kısmi
alıntılarla verilmesi, metinsel sadakat açısından sınırlılıklar taşımaktadır.
Bu durum, eğitimsel kaygıların öne çıkması nedeniyle dönemin çocuklara yönelik
ayet çevirilerinin nasıl dönüştürüldüğüne işaret etmektedir. Dolayısıyla bu
çalışma, erken Cumhuriyet döneminde din eğitiminin hem içerik hem yöntem
bakımından klasik gelenek ile modernleşme süreci arasında nasıl bir köprü
kurduğunu göstermesi açısından literatüre özgün bir katkı sağlamaktadır.
İlerleyen araştırmalarda benzer nitelikteki eserlerin karşılaştırmalı analizi,
dönemin din eğitimi anlayışının daha kapsamlı biçimde haritalandırılmasına
imkân verecektir.
[1] Kimberly A. Neuendorf, The
Content Analysis Guide Book (California: Sage Publications, 2002), 52.
[2] C.R. Kothari, Research Methodology: Methods and
Techniques (New Delhi: New Age International Publishers, 2004), 110.
[3] M. Zekâî Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam
Hatip Okulları Ders Kitabı) (İstanbul: MEB Yayınları, 1964), 2.
[4] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 5.
[5] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 17.
[6] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 26.
[7] Muhammed b. Abdilcebbar es-Sem‘ânî, Tefsîrü’l-Ḳurʾân,
thk. Yâsir b. İbrâhim - Ebû Bilâl Ganîm b. Abbas (Riyad: Daru’l-Vatan,
1418/1997), 3/271.
[8] Ali b. Muhammed el-Hâzin, Lübâbü’t-teʾvîl fî
meʿâni’t-tenzîl, thk. Muhammed Ali Şahin (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiye,
1415), 4/183.
[9] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 33.
[10] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 33.
[11] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 34.
[12] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 35.
[13] Sem‘ânî, Tefsîrü’l-Ḳurʾân, 2/298.
[14] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 38.
[15] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 51.
[16] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 52.
[17] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 52-53.
[18] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 53.
[19] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 55.
[20] Ebü’l-Hasen el-Mâverdî, en-Nüket ve’l-ʿuyûn,
thk. Abdülmaksûd b. Abdurrahîm (Beyrut: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.), 2/401.
[21] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 56-57.
[22] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 60.
[23] Ya‘kūb b. Muhammed el-Fîrûzâbâdî, Tenvîrü’l-miḳbâs
(miḳyâs) min Tefsîri İbn ʿAbbâs (Lübnan: Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, ts.), 52.
[24] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 63.
[25] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 64.
[26]
Câhiliye döneminde kamerî takvimin şemsî takvime uyarlanması suretiyle takvime
yapılan müdahale anlamındaki terim için bk. Mustafa Fayda, “Nesî”, TDV İslâm Ansiklopedisi
(Erişim 12 Kasım 2025).
[27] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 65.
[28] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 65.
[29] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 66-67.
[30] Muhammed el-Emîn eş-Şinkītî, Eḍvâʾü’l-beyân fî
îżâḥi’l-Ḳurʾân bi’l-Ḳurʾân (Beyrut: Dâru’l-Fikr Li’t-Tabâa ve’n-Neşr
ve’t-Tevzi`, 1415/1995), 9/137.
[31] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 72.
[32] Muhammed b. Ömer Nevevi, Merâḥu Lebîd li-keşfi
maʿne’l-Ḳurʾâni’l-mecîd (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1417/1997),
2/673.
[33] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 73.
[34] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 75.
[35] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 75-76.
[36] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 76.
[37] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 82.
[38] Abdurrahman b. Nâsır b. Abdullah es-Sa`di, Teysîru’l-kerîmi’r-Rahmân
fî tefsîri kelâmi’l-Mennân, thk. Abdurrahman b. Muallâ el-Lüveyhik (Beyrut:
Müessesetü’r-Risale, 1420/2000), 150.
[39] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 89-90.
[40] Konrapa, Peygamberimizin Hayatı (İmam Hatip
Okulları Ders Kitabı), 90.