728x90 AdSpace

Yeni

18 Ekim 2014 Cumartesi

Suriyeli Muhalifler Kazanırsa!

Suriyeli Muhalifler Kazanırsa!
BY GLENN E. ROBINSON | Aralık 10, 2012 Foreign Policy
Son haberlere göre, acımasız isyancı saldırıları karşısında umutsuzluğa düşen Suriye’deki Beşşar Esed rejimi kendi vatandaşlarına karşı kimyasal silah kullanmaya hazırlanıyor. Suriye liderinin bizzat kendisi, hükümetindeki tüm güç simsarları ve ülkenin tüm askeri yetkilileri, Suriye nüfusunun %12’sini oluşturan ve savaşı “Öl ya da öldür!” meselesi olarak görüp korkan uzun süre zulme uğramış azınlıktan gelmektedir. Aleviler günümüzde Irak denilen bölgeden bin yıl önce ayrıldılar ve onlar Akdeniz’e bakan kuzey Suriye’nin tozlu tepelerine yerleştiler. Sünnilerin gözünde iki misli sapkın bir Şii kol olan Aleviler -dinleri değişik gelenekleri yansıtan bir mezhebe evrildiğinden- yüzyıllardır izole edilmiş bir şekilde yaşadılar.
Alevilerin Arap aleminde pek az savunucusu vardır. Nedeni mezheplerinin ana akım İslam anlayışından uzak tabiatı ve 1960’tan beri kontrol altında tuttukları Baas rejiminin korkunç tabiatıdır. Onlar büyük oranda, bölgedeki İran menfaatlerinin piyonları olarak görülmektedir. İran ve Hizbullah çevresi hariç hala kesin olmaktan uzak olan “Suriye  rejiminin sona ermesi”ne Arap alemi büyük oranda ağıt yakmayacaktır.
Esed hanedanlığının düşüşü Batı’da muhtemelen sevinçle karşılanacak. Ancak tuzu kuru Suriyeli göçmenlerin iktidara gelmesine oynamak, sonu kayıpla bitecek bir bahistir. Yurtdışındaki bu unsurlar (sürgün) Suriyeliler Obama’nın ve diğerlerinin desteğini kazanmış olabilirler. Bununla beraber ülkenin uluslararası işgaline ket vurulurken, Suriye’de ne müddetle olursa olsun iktidarı ellerinde tutmaları konusunda az şansları var. Ayrıca kimse Amerika’nın başka bir Arap ülkesini kısa süreliğine de olsa işgal etme arzusu olduğunu düşünmüyor.
Başka bir deyişle, mültecileri boşverin gitsin. Suriye’de nihai olarak iktidara gelecek olan şu anda ülkenin caddelerini, köylerini ve kasabalarını kontrolu altında tutan silahlı gruplar olacaktır. Tek sesli değiller ve sıklıkla onlar ailelerini ve halkı Esed kıyımından korumanın yollarını arayan insanlar. İsyancılara göre, “Özgür Suriye Ordusu” kelimenin tam anlamıyla bileşen ünitelerini komuta ve  kontrol eden türden bir ordu değil.
Sıkça adını duyduğumuz filizlenen terörist gruplara ne demeli? Yabancı mücahidlerin–el-Kaide ve takipçileri- Suriye muhalefetine sızması ve Şam’da yönetimi ele geçirmesi, Amerikan deniz kuvvetlerini Latakya’ya göndermeye çok hevesli olanlar tarafından ortaya atılan aptalca ve gerçekçi olmayan bir yaklaşımdır. Yabancı mücahidlerin Esed rejimiyle savaşan bir kesimden daha fazlasını temsil ettiklerine dair pek az kanıt var.
Fakat Suriye’nin yabancı mücahidlere ya da radikal İslamcılara ihtiyacı yoktur. Suriye’nin zaten ülke içinde yetişmiş bir sürü elemanı var. Bu, insanların günümüz Suriye muhalefetinde en tutarlı siyasi güç olan Suriye İhvanı’nın tabiatını anlamada sıkça kaçırdıkları şeydir. İhvan uzun süren Suriye iç savaşında son raundu kaybettiği 1982’den beri intikam almak için bir şans beklemekteydi. Suriye ihvan’ı Mısır, Tunus, Ürdün ya da Fas’taki benzerleri gibi değildir; 20-30 yıldır, günlük siyasetin onların ellerini kirletici etkisi nedeniyle onlar siyasi sürece dahil olmamıştır. Bu dönem içinde Suriye’de İhvan üyesi olmak ya da ona herhangi bir destek vermek büyük bir suç kabul edilmekteydi. Sonuç olarak, örgüt gizli ve belirsizdir. Ayrıca sürgündeki liderliğiyle, ülke içindeki kadrosu da net değildir.
Suriye rejimine karşı halihazırda savaşanların çoğu gerillalalarını Irak’ta eğitti. Gerillalar Irak’ta 2003-2007 arasında Amerikalılara karşı şehir içi savaşma teknikleri öğrendiler. Bunlardan Irak’ta öldürülmemiş olanları yönlerini (bu savaş sırasında Irak’a giren yabancı mücahidlerin en büyük giriş noktası olan) Suriye’ye çevirdi ve kendi ülkelerinin rejimlerine –Esed rejimine- karşı silaha sarıldılar. Bu, halihazırdaki iç savaşın başlangıcından beri çok sayıda rejim askerini öldürebilme başarıları 19 ay önce zaten sahip oldukları yeteneğin bir göstergesidir. Bu iç savaşın ilk aylarında dörtte bir oranındaki zayiat –yani her bir askere karşı dört muhalif öldürülüyordu- örgütsüz isyancı gruplar açısından oldukça iyidir.
Gerçekten, isyancılar çok iyi durumda. Esed rejiminin ya da muhaliflerin kesin zaferi Suriye’nin de bölgenin de hayrına olmayacaktır. Suriye devriminin samimi destekçileri arzuladıkları şey konusunda dikkatli olmalılar. Suriye silahlı muhalefetinin en güçlü unsurlarının, iktidarı ele geçirdiklerinde liberal demokrasi ile dostane ilişkileri olmayacağı neredeyse kesin. Şunu unutmayınız: Mısır ve Tunus’ta otokratik yönetimleri deviren muhalifler, hatta onların arasındaki siyasal İslamcılar, Suriye’deki muhaliflerden siyaseten daha liberaller. Bakın o ülkelerin durumuna şimdi.
O zaman durum nedir? Pek şık olmasa da, katliamları sone erdirmek ve Suriye’de hakim iki güçün en kötü unsurlarını bertaraf etmek için en iyi çözümün müzakere olduğu söylenebilir. Muhalefetin kesin zaferi, otokrasi ve karanlığın keskin düşüşünün başlamasından önce muhtemelen anlık bir zindelik etkisi uyandıracaktır.
*Yazının künyesi: Robinson, Glenn E., “Don’t Let the Syrian Rebels Win”, (Çev: Murat Kayacan), Haksöz Dergisi, S. 265, İstanbul, 2013, (33-34).

Don't Let the Syrian Rebels Win
An outright victory by Assad’s enemies would be a disaster.
BY GLENN E. ROBINSON | DECEMBER 10, 2012 Foreign Policy

It may well be true, as recent news reports tell us, that Bashar al-Assad's regime in Damascus, increasingly desperate in the face of an unrelenting rebel onslaught, is prepared to use chemical weapons against its own citizens. The Syrian leader himself, all the main power brokers in his government, and virtually all of the country's military officer corps come from a long-persecuted minority that legitimately fears that this war is a matter of "kill or be killed" for the Alawites, who make up around 12 percent of Syria's population. The Alawites left what is now Iraq a millennium ago and settled in the dusty hills of northwest Syria overlooking the Mediterranean. A doubly heretical sect in the eyes of orthodox Sunni Muslims -- as an offshoot of Shiite Islam -- the Alawites lived an isolated existence for centuries as their religion evolved to reflect various folk traditions.
The Alawites have few defenders in the Arab world, both because of the unorthodox nature of their religion and because of the horrible nature of the Baathist regime they have controlled since the 1960s. Nor does it help that they are widely seen as pawns of Iranian interests in the region. The regime's fall -- which is still far from certain -- will not be widely mourned in the Arab world, outside of Tehran and in Hezbollah circles.
The fall of the House of Assad will likely be celebrated by many in the West. But banking on the well-heeled Syrian expatriate community to come to power for any length of time is a losing bet. The exiles may have won the support of the Obama administration and others, but have little chance of holding power in Syria for any length of time, barring international occupation of the country. And nobody thinks the United States has any appetite to occupy another Arab country militarily, even for a relatively short period of time.
In other words, forget about the expats. The people that will ultimately take power in Syria are the armed men who control the country's streets, villages, and towns right now. They do not speak with a single voice, and are often people just looking to protect their families and communities from the Assads' onslaught. As for the rebel "Free Syrian Army," it is no army at all in the sense of having any kind of command and control over its constituent units.
What about the budding terrorist groups we hear so often about? The specter of foreign jihadis -- al Qaeda and its fellow travellers -- infiltrating the Syrian opposition and coming to power in Damascus is a silly, unrealistic notion promoted by those overeager to send in the U.S. Marines to Latakia. There is little evidence that foreign jihadis represent anything more than a sliver of those fighting the Assad regime.
But Syria does not need foreign jihadis and radical Islamists -- it has more than enough of the home-grown variety. This is where people so often miss the nature of Syria's Muslim Brotherhood, easily the most coherent political force in Syria's opposition today. It is an organization stuck in a time warp from 1982, when it lost the last round of Syria's long civil war, and has been waiting for its chance at revenge. Syria's Muslim Brotherhood is not like its analogues in Egypt, Tunisia, Jordan, or Morocco; it has not been part of the political process for decades, "tamed" by having to get its hands dirty in the everyday stuff of politics. It has been a capital offense to be a member or give any support to the Muslim Brotherhood in Syria for three decades. As a result, the organization is secretive and opaque, and it's not clear how much its cadres inside the country interact with its exiled leadership.
Many of the fighters currently battling the Syrian regime honed their guerrilla skills in Iraq, learning urban combat techniques fighting Americans in Iraq from 2003 to 2007. Those who were not killed in Iraq made their way back to Syria (the largest entry point for foreign jihadis entering Iraq during that war), and have taken up arms against their own regime. Their ability to kill a large number of regime forces from the outset of this current round of civil war is indicative of the skill set they already possessed 19 months ago. The body count of 4:1 during the early months of this civil war -- that is, four opponents killed for every soldier killed -- is quite good for unorganized insurgent groups.
In fact, the insurgents might be too good. Neither Syria nor the region would be well served by a decisive victory by either the Assad regime or by the opposition. Breathless supporters of Syria's revolution need to be careful what they wish for. The most powerful elements of Syria's armed opposition would almost certainly be no friend of liberal democracy were they to seize power for themselves. Consider this: The dissidents who brought down autocratic governments in Egypt and Tunisia, even the political Islamists among them, were far more politically liberal than what we see in Syria. And look at those countries now.
What, then? It is not fashionable to say so, but a negotiated outcome remains the best solution to end the killing and prevent the worst elements from either side ruling Syria. An outright opposition victory would likely produce a momentary air of euphoria before the steep decline toward autocracy and darkness begin.

Glenn E. Robinson is associate professor at the Naval Postgraduate School. This article is adapted from his essay "Syria's Long Civil War," in the December 2012 of Current History.
Suriyeli Muhalifler Kazanırsa!
  • Title : Suriyeli Muhalifler Kazanırsa!
  • Posted by :
  • Date : 18.10.14
  • Labels :
  • Blogger Comments
  • Facebook Comments

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıt olmadan yorum yapmak için anonim, isim girmek için Adı/Url seçerek yorum yapabilirsniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Top