728x90 AdSpace

Yeni

18 Ekim 2014 Cumartesi

Milliyetçilik ve hizipçilik İslâm Ümmetini bölüyor

Milliyetçilik ve hizipçilik İslâm Ümmetini bölüyor

Zafer Bengaş

Müslümanlar İslâm’ı en güzel bir şekilde İslâm Devleti’nde yaşayabilirler. O devleti kurmanın aracı da İslâmî harekettir. İslâm devlet kurma çabası içinde olanların bu hedefi gerçekleştirmede kullandıkları yöntemlerin de net olması gerekir. Müslümanlar, İslâmî hareketin ilerlemesine engel olan tehlikelerin farkında olmalılar.


Bu engellerden iki tanesi hemen kendini belli eder: Milliyetçilik ve hizipçilik. Milliyetçilik Müslümanlara dışarıdan empoze edilmişken hizipçilik içsel bir problemdir. Milliyetçilik İslâm’ın değerlerine, ahlaki yapısına ve kültürüne tamamen yabancıdır ve İslâmî siyasi düşünceye sömürgeciler tarafından enjekte edilmiştir. Sömürgecilerin net bir hedefi vardı: Müslümanların yurdu ile yönetimlerinin arasını açmak. Başardılar da çünkü İslâm dünyasında sayıca az elit bir topluluk İslâm’ın değerleri ve kültürüne yabancılaşmış ve Batı konseptini kısa sürede benimseyip içselleştirmişlerdi. Aziz Kur'an’da belirtildiği gibi evrensel ümmet kavramına sıkı sıkıya bağlı Müslüman kitleler bunu kabu etmedi. Bu kitleler reddettiklerini ifade edemeyeblirler fakat hayatlarında pratiğe döküp kararlılıklarını gösterebilirler. Dünyanın herhangi bir yerindeki Müslüman kardeşlerine olan derin duyarlılıkları bunu gerektirir.


Kur'an’daki ümmet kavramı nettir. Şehadet getirip Allah’ın birliğini ve Hz. Muhammed (s)’in rasul oluşunu ifade eden herkes otomatik olarak İslâm şemsiyesi altına girer ve ümmetin bir parçası olur. Doğal olarak, bireyi daha üst seviyelere taşıyacak gerekli başka birçok basamak söz konusudur. Fakat bu basamakları henüz geçmemiş olanların ümmet içindeki yerini de kimse inkâr edemez. Maalesef İslâm dünyasının birçok yerinde ümmet kavramı milliyetçiliğin boğucu etkisi altında gücünü yitirdi. Müslümanların birbirinden renk, dil, etnisite ve vatan temelinde ayrıldı ve İslâm Dünyası ulus-devletlere bölündü. Ulus-devletlerin mevcut olmadığı bir vasatta, İslâm yurdunu bölmek için sömgüreciler tarafından Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri vb.  yeni ulus-devletler kuruldu. 
Bu tür bölünmeler sadece ümmetten kopmaya değil ümmetin bozguna uğraması ve aşağılanmasına da yol açtı. Sözgelimi Suudiler, Mısırlılar ve Ürdünlüler “milli menfaatlerine” uygun olmadığını düşündüklerinden Filistinlilere yardım etmiyorlar. Afganistan sorununda Pakistan’ın tavrı için de aynısını söyleyebiliriz. Önceki Pakistan rejimi Amerikan tehditleri nedeniyle 2001’de Afganistan’ı terk etti. Pakistan diktatörü Pervez Müşerref, ABD politikalarına teslim oluşunu “milli menfaat” söylemiyle savundu.
Milliyetçilik dışarıdan empoze edilmişse, hizipçilik de içsel olarak ortaya çıkmıştır. Kökleri hilafetin saltanata dönüştüğü ilk dönem İslâm tarihine kadar uzanır. Emeviler entrika ve kaba kuvvetle iktidarlarını kabul ettirmişlerdi. Bunun da ötesinde, hizipçi aklileştirme operasyonlarıyla kabile dayanışmasıyla temsil yeteneği olmayan bir iktidar biçimini kurumsallaştırmışlardı. Böylece Emeviler; ümmetin gelecek nesillerini sosyal adalet, eşitlik ve refah konusunda ümmetin dışında kalanlara da önderlik etmekten uzaklaştırdı.
Son zamanlarda, hizipçilik İran İslâm devriminin özgürleştirici etkisini sınırlamak için körüklendi. Müslümanlar arasında her ne kadar hizipçiliğin izlerine daima rastlansa da, en tehlikeli şekli (farklı mezhep mensuplarına ve onların gittikleri camilere saldırılar) yeni bir olgudur. ABD’nin tahrikiyle İslâm dünyasındaki Arap olan ve olmayan gayr-ı meşru rejimler İslâmî İran’ı hedef almak ve onu izole etmek için hizipçiliğe istekli bir şekilde sarıldı. Arap liderler arasında hizipçilik düzeyi onun ABD’ye hizmeti ile orantılıdır. Onlar yüzyıllar öncesine ait eski çatışma nedenlerini gündeme taşımak istemektedirler.
Hizipçiliğin en yoğun olduğu ve ölümcül etki yaptığı üç ülke Irak, Afganistan ve Pakistan’ın İslâmî İran ile sınırı vardır. Bu ülkeler doğrudan ya da dolaylı olarak ABD işgali altındadır. İslâmî devrimin etkisinin öncelikle bu ülkeleri kuşatacağını varsaymak tabiidir.
Ayrıca Pakistan ve Afganistan’da hizipçiliğin Hindistan’daki Deoband medresesiyle irtibatlı Deobandi alimler müessesesi aracılığıyla körükleniyor olması da ilginçtir. Bu tür fikirlerin kaynağı Hindistan da olsa orada hizipçi çatışmalar ya yoktur ya da çok azdır. Deobandilerin Suudilerle de yakın ilişkileri vardır. Bu zararlı bağlantı Pakistan’daki hizipçilik konusunda endişe verici bir yükselişe neden odu. Bu üzücü durum, yakın vadede Pakistan’da bir İslâm devriminin gerçekleşme ihtimalini zora sokmakta.
Bu nedenle Pakistan’ın gerçekte bir ABD sömürgesi ve Suudi himayesi altında bir ülke olduğunu fark etmek zor değildir. Müslümanlar yollarına çıkan engelleri tespit etmeden tabii halleri olan İslâm Devleti çatısı altında yaşamaya doğru mesafe alamayacaklardır.

Çev: Murat KAYACAN








Nationalism and sectarianism tearing the Ummah apart

Reflections by Zafar Bangash

The Muslims’ natural habitat is the Islamic State; the vehicle for establishing the Islamic State is the Islamic movement. It is therefore necessary for workers in the Islamic movement to be clear about the methods they use in pursuit of their goals. In particular, they must be aware of the pitfalls that impede progress of the Islamic movement.
Two impediments can immediately be identified that stand out amid many others: nationalism and sectarianism. Nationalism has been imposed on Muslims from outside while sectarianism is internally generated. Nationalism is totally alien to the values, ethos and culture of Islam. It was injected into Muslim political thought by colonialism. The colonialists had a clear objective: to divide the house and power of Islam. They succeeded in this because the tiny elites in the Muslim world, alienated from the values and culture of Islam immediately accepted this Western concept and adopted it as their own. The Muslim masses firmly wedded to the universal concept of the Ummah that Allah (swt) has given in the noble Qur’an, have not accepted this. The masses may not be able to articulate this but they practice it in their lives, hence their deep concern for fellow Muslims suffering in any part of the world.
The Qur’anic concept of the Ummah is clear. Any person who utters the shahadah, declaring the Oneness of Allah (swt) and the Prophethood of Muhammad (s) automatically enters the fold of Islam and is considered part of the Ummah. Naturally, there are many other steps required to elevate an individual to higher levels but nobody can deny that person his place in the Ummah. Regrettably, in much of the Muslim world, this concept has been smothered under the stifling notion of nationalism. Muslim lands have been divided into nation-states like different species of animals in the cages of a zoo, where Muslims are separated from each other on the basis of color, language, ethnicity and place of birth. Where no nation-states existed, new ones like Saudi Arabia, Kuwait, the United Arab Emirates, Jordan, etc. have been created by the colonialist powers to divide the House of Islam.
Such divisions have led not only to the dismemberment of the Ummah but to its defeat and humiliation as well. The Saudis, Egyptians, and Jordanians, for instance, do not help the Palestinians because of their perceived “national interests.” The same is true of Pakistan vis-a-vis Afghanistan. The previous Pakistani regime abandoned the Afghans in 2001 because of American threats. The Pakistani dictator, General Pervez Musharraf invoked the doctrine of “national interest” to justify his surrender to the US.
If nationalism is imposed from outside, sectarianism is internally generated. Its roots go back into early Islamic history when the khilafah was subverted into mulukiyah. The Umayyad clan imposed their rule on the Muslims through intrigue and brute force. Further, by conflating exclusivist tribal solidarity with sectarian rationalizations, they institutionalized a nonrepresentative form of governance, thereby preventing future generations of the Ummah from representing the rest of the world’s peoples in the areas of social justice, equity and prosperity.
In recent years, sectarianism has been stoked to contain the liberating influence of the Islamic revolution in Iran. While traces of sectarianism have always existed among Muslims, its most virulent form — attacks on the followers and masjids of different madhhabs — is a more recent phenomenon. Instigated by the US, the illegitimate Arabian and other rulers in the Muslim world eagerly grasped this in order to target and isolate Islamic Iran. The level of sectarianism among Arabian rulers is directly proportional to the degree of their subservience to the US, hence their vicious campaign to open centuries’ old controversies.
Three countries where sectarianism is most pronounced and used to deadly effect are Iraq, Afghanistan and Pakistan, all bordering Islamic Iran. These countries are also directly or indirectly occupied by the US. It is natural to assume that influence of the Islamic revolution will spread to these countries first.
It is also interesting to note that in Pakistan and Afghanistan, sectarianism is promoted through the Deobandi “scholarly” establishment, linked to the Deoband madrassa in India, yet there is little or no sectarian conflict in India from where such ideas emerge. The Deobandis also have close links with the Saudis. This toxic nexus has led to an alarming rise in sectarianism in Pakistan, thus frustrating the possibility, in the near future, of an Islamic revolution in Pakistan.
It is also not surprising, therefore, to note that Pakistan is a virtual colony of the US and dependent on Saudi patronage. Unless Muslims identify the impediments blocking their way, they will not be able to make progress toward their natural habitat — the Islamic State.
Milliyetçilik ve hizipçilik İslâm Ümmetini bölüyor
  • Title : Milliyetçilik ve hizipçilik İslâm Ümmetini bölüyor
  • Posted by :
  • Date : 18.10.14
  • Labels :
  • Blogger Comments
  • Facebook Comments

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıt olmadan yorum yapmak için anonim, isim girmek için Adı/Url seçerek yorum yapabilirsniz.

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Top